Birer birer siliyorum herkesi, geri dönüşü olmayacak şekilde hem de… Son hesapta kapandığında bende gideceğim, geri dönmemecesine…

Atamadığım çığlıklar, diyemediğim sözler, akıtamadığım yaşlar… Zaman hızla akıyor ve kabullenemediğimiz her şeyi yaşamaya mecbur bırakıyor bizi. Gelecek olan o gün, öyle bi yakıyor ki canımı. Ne insanlar, ne sözler, ne uzatılan eller… Kaçmalıyım!

Sorguluyorum! Ve her şeye, herkese olan inancımı kaybediyorum. Umutlarımı yitiriyorum. Sevgileri kaybediyorum. Kalp çarpıntılarını, hayata aşkla tutunmayı, sevmeyi, sevilmeyi, sıcacık sarılışları, tutup kaldıran elleri, bir “nasılsın” samimiyetini, dost sohbetlerinin şenliğini, kahkahaları ve hatta tebessümleri unutuyorum. Kabullenişleri, inanışları unutuyorum. “Çok şükür” diyebilmenin hafifliğini unutuyorum. İnsanları, kelimeleri, anlamları unutuyorum…

Dayanabileceğimiz acıların bir ölçütü var mıdır ? İnsanlar ne kadar acımasızlaşabilir ? Tanımadığı insanlara üzülüp, hayatındaki insanları umursamayınca duyarlı, vicdanlı mı olunur ? Birine nasılsın demek çok mu zordur acaba ? Birine akıl vermek, tenkit etmek, üstünlük taslamak yerine onu anlamaya çalışmak daha mı zordur, belki de daha uğraştırıcı… Birinin acı çektiğini görürken, bunu bile bile birinin üstüne gitmek, her lafını boğazına dizmek, her şeyiyle dalga geçmek, yaptığı her isi küçük görmek, isine gelmediğinde görmezden gelmek, başka insanlara ne kadar iyi olduğunu gösterme ihtiyacını da unutmadan isine geldiğinde de yapmacık samimiyetler kurmak mıdır insanlık ? Düşene bir daha mı vurmaktır ? Alayınızın insanlığını…

Onedio’nun zottiri pottiri testleri bile beni hayatımda ki insanlardan daha iyi tanıyor lannnnn!
İmza:mutsuz

Bugüne dair söylenebilecek ne kadar çok söz, boşaltılacak ne kadar çok öfke var hepsi sıkıştı kaldı içimde. Susuyorum, zaten oturduğum yerden öyle beylik laflar demeye, tutamayacağım sözler vermeye yüzüm yok. Kendime, insanlığıma olan öfkem korkunç… Belki o gün orada olsaydık birimiz, siper olsaydık sana, kolundan tutup kaçırsaydık katillerinin arasından… Biz tanıyamadık birbirimizi, belki sen gitmeseydin de tanıyamayacaktık birbirimizi ama ben seni tanıyorum, seni biliyorum, hissediyorum seni… Ve hayatım normal akışında devam ettiği her saniye aklıma geliyorsun, utanıyorum. Yüreğimi yaktın Berkin…